Şu Flört Meselesi!

18.02.2017

Hep çok çektim. Ama giderek daha fazla çekiyorum. Çünkü bizim çocukluğumuzdaki gibi değil etraf. Yeni kuşaklar, yeni zamanlar, yeni teknolojiler, insanlığın ve insanların gittiği ya da gidemediği yönler ve yaptıkları tuhaf seçimler…

Çok basit bir konu gibi duruyor ama bence çok derin ve karmaşık bir yapısı ve bağlantıları var.

Ne zaman flört ediyoruz?

Bunu genellememeye çalışacağım, ama kendi başımdan geçenleri anlatmak ne kadar öznel olsa da anlattıklarımdan varacağım sonuçlar tabi ki genele ait olacak. Olabildiğince objektif kalmak istiyorum yine de.

Hemen konuya gireyim. “Selam naber?” diyorsun, yani o raslantısal karşılaşmanın buluşmanın gerektirdiğinin bir cümle fazlasını ediyorsun ve hemen -en hafifinden- yatağa atmak istiyorsun. Buna karar veriliyor.

Bu olayın, bu durumun birçok açısı var ve uzun bir yazı olacak, en azından dolu olacak, çok şey var söyleyeceğim.

Birincisi, bu kadın erkek ayrımı yapmıyor bizim kuşakta ve sonraki kuşaklarda. Herkes herkesi ‘götürmeye’ çalışıyor, ya da böyle algılanıyor ve herkes bundan bir yandan şikayet ederken, o herkesin kim olduğu ve götürenlerin kimleri götürdüğü bilinmiyor. Yani herkes aynı şeyden şikayetçi ve uzak duruyor ama kimse de ben yaptım, yapıyorum, yapmak istiyorum demiyor. Kimse bu davranışı savunmuyor, dahası dahil olduğunu da kabul etmiyor. Peki insanlar Allahaşkına, nasıl flört ediyor? Nasıl yatıyor kalkıyor? Nasıl birbirini ‘götürüyor’? Ortalıkta çete gibi dolaşan hipnozcular filan mı var? Kimse götürenden götürüldüğünden haberdar değil mi?

Kadın erkek ayrımı yok bu konuda. Herkes kendini dışarlayıp “abi herkes böyle ya” diye çok rahat bok atabiliyor. Bu birinci konu başlığımız.

İkincisi, yatağa atmakla ilgili olumsuz pekiştirmenin sebebi nedir? Yani tanıdığımız biriyle yatmak istememiz ayıp mı? Ahlaksızlık mı? Arkadaş olmayı kimse istemiyor, dost istemiyor, herkes sadece yatmak istiyor diye kızıyor muyuz? Kızıyor musunuz? Peki bu karşı cinsle (çoğunlukla tabi, heteroseksüelseniz…) arkadaş olmaktan hiç rahatsız olmayan, bunu oldurmaya çalışan dalga dalga yüzbinlerce insan nerde? Bu da ikinci alt başlığımız.

İnsanların uzmanlaşma ile başı fena halde dertte. Üstelik Amerikan kültürü pompalanması yüzünden kültür sömürgesi olan ülkelerde de (Türkiye gibi) görülüyor ama ithal edilen kültür gerçekten bize ait olmadığı için altı kaval üstü şişhane oluyor ve pompalanan kültürün asıl sahiplerinde -yine de- yerine oturan taşlar bizde hiç oturmuyor. Uzmanlaşan insanlar, eğitimini ve çalışma hayatını böyle şekillendiren ve geliştiren, ilerleten ve yaşayan insanlarımız, bir konu gündeme geldiğinde, sadece o konunun içsel dinamikleriyle, sanki boş bir kağıda o konunun adı yazılmış ve başka hiçbir şey yazılmamış gibi altına kompozisyon yazıyorlar.

Uzmanlaşma bunu yapar işte. Üçüncü konu başlığımız da bu. Mesela, herkes yeni yeni suç alanlarının yaratıcılığından dem vurarak çivisi çıkmış diyor ülkeye ve dünyaya ama, artan suç oranıyla işsizlik arasında kimse bağ kurup oradan dem vurmuyor. Ya da milyonerlerin sayısının artmasıyla ekonominin kötü gidişi arasında, ya da ekonominin kötü gittiği her ülkede mevcut ve sorumlu hükümetin otoriterleşmesinin tarihte hep tekrar etmesi kimsenin gözüne çarpmıyor. Yani araba kazaları arabayla ve şoförüyle, alkol tüketimi alkolün bağımlılık yapmasıyla, sigara sadece sigarayla, cinsellik sadece cinsellikle ilgili, öyle mi?

Bunların hangisinde aile var, çocukluk dönemimiz var, eğitim sistemimiz var, yakın tarihimiz, ülkemizin çok sıklıkla sağcı olması ve aynen sağcı hükümetlerin hep başa gelmiş olmasıyla ilgisi var, darbelerle, Kenan Evren’le, 12 Eylül’le, ABD ile, rüşvetle, yolsuzlukla, rantla ilgisi var?

Hangilerinin küreselleşmeyle, internetle ve yaygınlaşmasıyla, medya ve sosyal medya ile ilgisi var?

Her şey sanki uzayda bir adacık gibi kendi içinde mi var oluyor, sadece kendi özniteliklerinden ibaret olarak?

Ne kadar narsistik bir düşünce kalıbı, dünyanın bu kadar da patlayan ve hala daha da patlamaya hazır narsistik bir çağında yaşarken?

Düşünmek genelde sorgulamak ile birlikte giderken, çağın gereklerine uygun düşünceler genellikle düşünce değil, taviz, negatif uyum ve vazgeçmedir. Düşünen insan eleştirir, beğenmez ve yerine yeni bir şeyler icat eder, bu bazen klasikçi bazen yenilikçi olmayı getirse de…

***

Flört etmiyoruz, konuşuyoruz sadece. Ben sana bir kahve içme teklifinde de bulunabilirim, evde film izleme teklifinde de. Duruma göre, sana göre, yatmakla evlenmek arasındaki bir yelpazede bir yerde beklenti sahibi olmak içinse, bunu yanlış anlama ama, daha çok yolumuz var. Benim bakacağım bin tane şey var sende, ahlak, iyilik, kabalık, nicelik, nitelik, güzellik… Eminim senin de bakacakların vardır ama ben her sefer kendimi kanıtlamaktan ve başka türlü anlaşılmaktan, ki artık kimse ‘anlamadım’ ve ‘bilmiyorum’ demediği için anlamayan kalmadı, herkes anlıyor ama yanlış anlıyorsa da bunu anlamıyor, çok sıkıldım.

Burada bir başka alt başlık da şu tabi: Bu anlattığım durumdan rahatsız olup, şikayet edip, buna göre önlemler, kalıplar, davranışlar geliştirip sonra da farklı bir şey karşına çıkınca onu anlamamak, görmemek. Buradaki farklılık daha iyi ve üstün bir şey, daha yüce bir ahlak veya karakter özelliği olmak zorunda değil. Sadece hayatımın hangi döneminde ne istediğim, neye ihtiyacım olduğuyla alakalı bir, ikincisi de seninle, kim olduğunla alakalı. Bazılarınızdan arkadaşlık, bazılarınızdan sevgililik, bazılarınızdan az ya da çok başka türlü bir şeyler istiyor olabilirim. Bu da yine benim öznel ve orijinal niteliklerimle ve ruh halimle, içinde bulunduğum dönemle ve aradığım şeyle alakalı. Bunu anlamak ve netleştirmek için de birkaç kahve içmemiz gerekebilir.

Özetle, iki dakika konuştuk, henüz sadece iki dakika konuştuk.

***

Bu meselenin bence bir fon bilgisine ihtiyacı var. Yani biz flört, cinsellik, ahlak, narsizm üzerine konuşurken, arka planda beyinlerimiz başka şeyler konuşuyor gibime geliyor.

İnsanlar aç. Ve doymuyorlar. Yalnız, çaresiz, öfkeli, umutsuz, işi deliliğe vurmuş, kötü bir kişisel gelişim kitabının düsturunu takip eder gibi sadece bir duygunun peşinden koşuyorlar. Sadece, “kendini iyi hissetmek” artık güdümüz. (Tabi ki biz, insanlar, herkes derken hep kitlelerden, birey olamayıp kitleye dahil kalanlardan bahsediyorum.) Kendini nasıl iyi hissedeceğin ise bir muamma, hem belli değil, hem bunu bir başkası senin adına çözerse onun güdümüne girersin, kontrolüne girer belki bağımlısı hatta esiri olursun, umrunda değil.

Uyuşturucu gibi bir “iyi hissetme”, bağımlı gibi bir “bu bana iyi geliyor” şiarı almış başını gidiyor. Sürüyü kim güdüyor sorusuna sürekli komplo teorileriyle cevap veriliyor ama bence komplosu yapılacak bir irade yok ortalıkta, kendi eliyle o iradeyi teslim etmiş milyonlar dışında…

Herkes artık her şeyi biliyor. Kimsenin öğrenecek bir şeyi kalmadı. Çünkü kendini geliştirmeye zaman yok. Başarana kadar zaten her şey mübah, ve başarınca da özgür olacağız, birey olacağız, mutlu olacağız, herkesi ve her şeyi götüreceğiz sanıyoruz.

Bu işte, dünyanın bu kadar hızlı dönmesine sebep olan, teknoloji, medya ve reklamlar ya da borsa değil. Sen hızlısın, hızlandın ve virajı kaçırdın. Yoldan çıktın ve yuvarlanıyorsun, bu halini arada bir fark edince de bir otobüs dolusu insanla yanyana aynı şeyi yaptığın için aynı olan halinize bakıp kendinizle de dalga geçerek yuvarlanmaya devam ediyorsunuz.

***

Hayır ben seninle flört etmiyorum. Ben seninle 4-5 farklı sebeple, yani 4-5 farklı amaç uğruna konuşuyor olabilirim. Biraz zaman verirsen, biraz sorarsan daha doğrusu, bilmektense öğrenirsen, duymaktansa dinlersen, sen de farklı ihtimallere denk gelebilirsin, beni gerçekten tanıyabilirsin ve gerçek bir iletişim kurabiliriz.

İlişki ise sonra gelecek. Arkadaş mı, yatak arkadaşı mı, sevgili mi, tek gecelik ilişki mi, fiziksel bir ilişki mi, ona birlikte karar vereceğiz.

Zamanın mı yok?

İyi koşmalar.

 

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s