“Jesus” Koydum Adını :)

Biz evsizleri sevmeyiz. Biz zengin severiz.

Bizim mahallede yıllardır tanıdığım bir abi var. Adını vermeyeceğim, şimdilik “Jesus” diyelim.

Bu abi, her zaman elinde baston gibi kullandığı bir sopadan hafifçe destek alarak yürür, bir elinde de içinde pembe battaniyesi olan poşeti taşır.

Sokakta yatar. Battaniye bundan.

Sırtında en çok olmak üzere birçok sağlık problemi vardır. Baston da bundan.

Dilenmez.

Eskiden fırın ve restoranların akşam kapatırken elinde kalmış yiyecekleri alır, onlarla beslenirdi. Suriyelilerin gelişinden sonra bu tip fırın ve restoranlar bıkmış abi dedi bana bir gün, artık bana da vermiyorlar, kimseye vermiyorlar dedi.

Canım Jesus abim.

Bir kız çocuğu var. Sekiz yaşında. Ellerimden öpermiş, öyle diyor abim. Çanakkale’de yetimhanede kalıyor.

Abinin karısı genç yaşta vefat etmiş, hastalıktan. Abi de bunun ardından hastalanmış, sonra pek toparlayamamış, sanırım ruhsal olarak da… Onu mahallemize ve sokaklara düşüren süreç karısını kaybetmesiyle başlamış yani.

Şimdi sokakta yaşıyor. Yıllardır.

Kızını göremiyor. Rüyalarıma giriyor abi diyor.

Bana abi diyor, babam yaşında adam. Bu duruma hala alışamadım.

En son geçen bayramda, bayramdır dedi, kızım beni bekler dedi, ama gidemiyorum dedi, Çanakkale gidiş geliş için gereken miktarı söyledi. Bende yok o kadar para. Para da para değil. Ama bende yok işte. Yoksa çoktur, varsa önemli değil. Ama ben artık çantamda ona ayrı bir para gözü ayırdım, her gördüğümde vermek için. O parayı da başka bir şeye harcamıyorum. Ama günü geçirip karnını doyuruyor işte. Olan biten bu kadar.

Beş dakika önce tekrar gördüm, (yazıyı ilk kaleme aldığımda beş dakikaydı, şimdi iki gün geçti) önümden geçti gitti beni görmeden, peşinden koştum. Ayaküstü konuştuk.

Zabıta ve polis, onu sokakta parkta yatırmıyormuş, şikayet ediyorlar diyorlarmış, kovuyorlarmış. Ben evinde sıcak bastı diye donla yatan biriym Mayıs’tan beri (afedersiniz), kışın da evimiz sıcacık, donla değil ama şortla geziyorum. Ama bu sıcakta terleyip her gün üstümü değiştiriyorum, duş alıyorum ve bazen günde iki kere bunu yapabildiğim oluyor.

Hatta daha bu sabah anneme takıldım, çamaşır yıkamayı bıraktın mı, kötü bir alışkanlık olduğuna mı karar verdin diye, dalga geçiyorum yani.

Ayıp di mi, anneyle dalga geçilmez!

Bayramda da eli öpülür annelerin, varsa babaların da…

Ama bahsettiğim abinin evi yok, üstündeki kıyafetler gördüğüm günden beri aynı.

Bazen çok para veren olunca Taksim’de bir otel varmış oraya gidiyormuş, onu kabul ediyorlarmış 40 lira karşılığında. Ne lütuf ama değil mi? O zaman duş alıyordur herhalde, bir de sırt ağrıları biraz diniyordur yumuşak bir yatakta yattığı için.

Şikayet ediyorlarmış.

Ederlermiş.

Sahi polis ne işe yarar? Peki ya zabıta? Bir de yeniden türeyen bu bekçiler, ne işe yarayacaklar mahallelerimizde?

***

Ben de şikayetçiyim.

Türkiye doğumluyum, Türk vatandaşıyım, bu ülkenin seçmeniyim ve çalıştığım zamanlar kasten vergi kaçırmadım. Patronlarım benim üzerimden bir numara çeviriyorsa günahları boyunlarına, benim haberim yok. Bilgim dahilinde değil yani.

Bana saat de hediye etmediler…

Ama ben de şikayetçiyim, ve gördüğünüz gibi zabıta, bekçi, polis ve hükümet ve devlet yetkililerine şikayet etme hakkı olan bir vatandaşım.

Bu ülkede bir insanın niye sokakta yatmak zorunda olduğunu, niye çocuğunu göremediğini, niye aç olduğunu soruyorum.

Bunlar yetmiyormuş gibi, sopasına dayanarak yürümek zorunda olan bir adamın kime nasıl zararı olabileceğini bilmiyorum ama, onu sokaktan bile, halka açık parktan bile kovma hakkını kimin hangi yasaya, kanuna ve zihniyete dayanarak bulduğunu soruyorum.

Bunlar retorik sorular değil.

Tepki değil. Gerçekten soruyorum. Bir açıklama istiyorum.

Bu bahsettiğim Jesus abinin bir-iki ay önce cebindeki 20 lirasını çaldılar. Suriyeli çocuklar, ki onlar da sokakta yaşıyorlar, çalıp kaçmışlar. Koşamam ki abi dedi, bastonla yürüyorum dedi.

Sen nasılsın diye soruyor bana, iş arıyorum diyorum, dua ediyorum senin için diyor. Zor be abi diyor, ama diyor bulacaksın diyor, yakında diyor.

***

Dilenmediğini söyledim ya, gerçekten dilenci değil adam. Para alınca utanıyor. Mahcup oluyor. Üzülüyor kendi haline. Sokaklar onu yaralamış, ama o yaralarını dikene çevirmemiş.

Kızını özleyen, bir sopası bir de battaniyesi olan bir adam o. O kadar.

Ve bu ülkede sokakta yatma hakkı bile yok.

Çünkü bu ülkede zenginler sevilir. Aslında bu o kadar büyük problem değil. Zenginleri, başarılıları, ünlüleri, güzelleri, yakışıklıları sevin, sevelim, ben de seveyim. Bunlar insanca şeyler, belki yer yer zararsız ve güzel şeyler bile olabilir.

Ama bir evsizi halka açık parktan kovmak, ancak kötü olmak isteyen, gücü, iktidarı orada arayan bir zihniyetin, bu yolda kurtulmak zorunda olduğu vicdanı ve insanlığını hatırlattığı için, suçluluğumuzu, adaletsizliği ve acıyı içimizde somutlaştırdığı için ondan duyduğumuz nefretle yapılabilecek bir şey.

Yani zengin severim cümlesi, aslında sahtekarca bir cümle. Çünkü bu cümle fakirlere, evsizlere söyleniyor. Sizi sevmem, ona göre demek bu.

Zamanında kim nerde söylemiş, bilmeyeniniz varsa ülkemizin yakın siyaset tarihini araştırabilir.

Lafın kendisine bakmak bir tuzaktır bazen, kimi hedef aldığını görmek siyasette de her zaman kolay olmaz.

***

Ben bu evsiz abiyi çok seviyorum. Çünkü evsiz olmasına sebep olan acıların yanında, hala kendini korumasını sağlayan bir sevgisi var. Bu kadar sevgisizin ortasında, onu görmeyi beklerken buluyorum kendimi. Muhabbet ediyoruz ayaküstü.

Hep kalpten konuşuyor.

Öyle özlemişim ki kendimi, ancak Jesus abiyle ortaya çıkabiliyorum. Beni olduğum gibi görüyor. Çünkü sanırım kimse onu olduğu gibi görmüyor.

İnşallah kızına kavuşacak bir gün.

Bir de şu arada bir hastaneye gidip yaptırmak zorunda olduğu iğneleri olmasa, belki karnını daha sık doyurabilir.

***

Etrafınıza bakın. Bazen ilginç şeyler görüyor insan, bazen farklı, bazen bu sıkıcı dünyanın gizli kalmış minik hazinelerini görebiliyorsunuz, şanslıysanız.

 

 

 

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s